Herhalde ne iş yaptığı en az anlaşılan mesleklerden birisidir Eczacılık. Benim için durum farklı bütün hayatımı eczane merkezli yaşadım. Anne mesleği olunca çıraklıktan başladım, bir eczanede yapılabilecek ne kadar ayak işi varsa yıllarca yaptıktan sonra kalfalığa yükseldim (en azından kendi gözümde), sonra hayat bana güzel bir sürpriz yaptı ve eczacılık kazandım, zaten hep hayatımızda olan bir mesleğe, kalan hayatım boyunca devam etme fikri beni boğsa da, mesleğin güzelliğine olan inancım ağır bastı ve kazandığım Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesini okumaya karar verdim. Kalfalık ve meslek öğrencisi arasında gidip gelen değişik bakış açısı öğrencilik hayatımı biraz zorladı. Sahayı çok iyi biliyordum, çocukluğumdan beri değişik konumlarda ve kültürel çeşitlilikte serbest eczacılık hizmetinin gereklilik ve taleplerini de iyi biliyordum, bu sebeplerle fakültedeki (hocalarımın hemen hepsi efsane, alanının üstadı insanlardı) teorik eğitimin, serbest eczacılık alanında uygulanabilirliği konusunda tereddütlerim olsa da, fakültem mesleğin temel bakış açısını ve ağırlığını çok net şekilde öğretti. İlacın uzmanı olan tek profesyonel meslek, eczacılık.
İlk önlüğümü meslektaşlığına aday olduğum annemin giydirip gönderdiği, öğrencilik hayatımın ilk günü sene 1997, 15 eylül sabah saat 09:00, Prof.Dr. Nevin Tanker ki annemle adaş, iki eczacı nevin beni zorla eczacı yaptı desem yeridir. Pek kıymetli hocam bütün enerjisiyle bir devlet okulunda standart olan, eskimiş sıralar ve bir tahtadan başka birşey olmayan, ama atmosferi bilgiden ağırlaşmış amfiye güler yüzüyle girdi, üzerinde beyaz önlüğü, bakışlarıyla şöyle bir içimizden kaç kişinin gerçekten eczacı olmak için geldiğini anlamaya çalışır gibi sıraları taradı, sonra dedi ki “çocuklar beni çok göreceksiniz” ve güldü, ders kitaplarımızın 5 tanesini o yazmıştı ve 5 dersime girdi yıllar içinde, emeğine, bilgiyi aktarmaya adanmışlığına ve meslek inancına teşekkür ederim. Tahtaya yazdığı ilk ders şuydu ” İlaç = Zehir “, aradaki fark nedir çocuklar dedi, tak hemen el kaldırdım, söyle dedi, “doz hocam dedim” , kim eczacı ailede dedi, annem dedim, aferin dedi. Öğrencilik hayatımın en başarılı günüydü o gün. Sonraki yıllar öğrenci olmak ve sosyal bir kelebek olmak arasında gidip geldim çünkü.
İşte bu güzel insanları, eczacılık mesleğindeki adaş üstatlarımı tek bir kelimeyi vurgulamak için anlattım ” Doz”