Toplum ; tarihsel gelişme içinde, aynı toprak parçası üzerinde birlikte yaşayan ve ortak bir uygarlığı olan, yaşamlarını sürdürmek, birçok temel çıkarlarını gerçekleştirmek için işbirliği yapan insanların tümü.
Ne güzel bir tanım, ne kadar dolu, ne kadar çok anlam taşıyor. Toplumun dokusu da çok kıymetli. Bir toplumda karakter çeşitliliği ne kadar fazla ise, toplumun dokusu o kadar renkli olur. Rengarenk renkler olmalı toplumda, farklı bakış açıları olmalı.
Ortak bir toplumsal bakış açısının altında, değişik fikirler ve sesler olmalı. Olmalı ki toplum kendini geliştirebilsin. Tek tip bir insan modeline dönüştürülmeye çalışılan toplumlar köleleşir. Zaten amaç köleleştirmektir. Bilincini kaybeden bir toplumu yönetmek de çok daha kolaydır, tek televizyon kanalın izlendiği bazı ülkeler gibi özgürlüğü elinden alınmış, dokusu bozulmuş, özünü unutmuş bir toplum artık başkasına aittir.
Tanrı doğayı neden tek renk yaratmamış da rengarenk, çeşit çeşit canlıyla doldurmuş? Hepsinin bir görevi var doğada. Kimisi sadece güzellik katıyor, kimisinin ise inanılmaz görevleri var sistemin işlemesi için. Bazı canlıların görevinin ne olduğunu anlamıyor olmamız, onların gereksiz olduğunu değil, bizim anlamadığımızı gösteriyor. Aynı şey insan toplumu için de geçerli. Çeşitlilik ve farklı bakış açıları mutlaka toplumun ilerlemesine sebep olur. Siz, biz onlar şunlar vs diye yapılan ayrımcı propagandalar siyasetin gerekliliği ise de, toplumun ihtiyacı olmayan birşey. Herkesin aynı fikirde olması, fikrin doğru olduğu anlamına gelmez. Bir sürüyü öldüren de kurtaran da 1 koyundur. Sadece 1 koyun yüzlerce koyunluk sürüyü uçurumdan aşağıya da götürebilir, sürünün geri kalanına uymadığı için uçurumdan da kurtarabilir. Buradaki ayrımı yapabilmek içinse bir miktar açık fikirli olmak lazım. Anlamıyor, göremiyor olmamız doğru olmadığı veya fonksiyonsuz olduğu anlamına gelmiyor.
Dinlemek, düşünmek, anlamaya çalışmak, karşılıklı saygı göstermek gerekiyor. Ortak bakış açılarının altında, rengarenk fikirlere sahip olmak gerekiyor. Özgürlük toplumun kurallarının sınırlarına tabi olmakla beraber, toplum da bireyin özgürlüğünü korumakla yükümlüdür.