Varoluş

Herkes, hayatı kendi bakış açısından değerlendiriyor bu çok normal. Herkesin kendi kişisel bakış açısını oluşturan altyapı ve etkenler de neredeyse sonsuz olasılıkla değişken buna da hayat diyoruz zaten ki farklılıklar, biraz rastlantısal biraz kadersel değişkenlerin birleşmesiyle oluşuyor. Normal olmayan şey kendi görüşünden başka görüşü yok saymak. Yok sayılan şey kendisi hariç herşey ise, yokluğun içinde nasıl var olduğunu düşünüyor bu kişi? Herşey yoksa, kendisi mi var? İşte bu hastalıklı bir bakış açısı. Yoklukta var olunmaz (ona tanrı denir), varlıkta var olunur (hem yaratanı hem de yaratılanı kapsar). Var olabilmek için diğer varlıkların varlığına da ihtiyaç vardır. Kendin olabilmek için ise diğerlerini de var sayman lazım. Peki yoklukta varoluşunu nasıl anlamlandırıyorsun dersen sana ne cevap verebilir? Tek savunması kendi varlığını ispatlamaya çalışmak olacaktır. Ve kendi yokluğunda uydurduğu kriterleri bir bir sayacaktır, amacı kendi dünyasında yarattığı kendi algısal gerçekliğini senin varlığını kabul etmeden sana kanıtlamaya çalışmak olacaktır. İşte yanlış burada başlıyor. Sen var olmadan kendinin de varolmadığını anlayamamış insanlara, senin varlığını yok sayarak geldiklerinde kendi varlıklarının da yok olduğunu göstermeye çalışmak aslında empati kurmayı öğretmenin, karşıdaki insanın algısına uyacak şekilde küçültülmesidir. Büyük resmi görmeden sadece kendi gölgesiyle yaşayan insanlara ne kadar çok ışık tutarsan tut, görünür hale gelen gerçeklerle ve güzelliklerle değil, yokolmaya başlayan gölgesiyle ilgilenmeye devam edecektir.